Uzay Madenciliği Bir Ütopya Mı Kalacak?

Uzay Madenciliği Bir Ütopya Mı Kalacak?

Uzay madenciliği ya da bir diğer ismiyle asteroit madenciliği son dönemlerin en popüler bilim başlıkları arasında yer alıyor. Burada temel mantık dünya dışında bir gezegenden ya da bir asteroit üzerinden hammadde temin edebilmektir. Uzay araştırmaları için bu durum ”yerinde kaynak temini” olarak nitelendiriliyor. Herkesin anlayabileceği düzeyde bir tanımla şöyle açıklamak mümkün. İnsan kolonisi için ilk hedef olan Mars yüzeyinde inşa edilecek olan bazı ekipmanlar için Marstan kaynak elde etmeyi kapsayabilir.

Fotograf : singularityhub.com dan alınmıştır.

Fakat henüz bir gezegenden hammadde çıkarmanın veya işlemenin pek mümkün olmadığını söyleyebiliriz. Sadece Ay bu noktada diğerlerinden ayrılıyor. Çünkü hem dünyamıza olan yakınlığı hem de bilim çevrelerinde Hidrojen 3 içerdiğinin tahmin edilmesi üzerine çalışmalar bu minvalde sürüyor. Hidrojen 3 sayesinde de tehlikesi olmadığı halde bir güneş reaktörü kurularak ciddi bir enerjinin açığa çıkarılmasını sağlayan bir füzyon yaratılabiliyor.

Tabi ki araştırmalar 2016 yılından beri tüm hızıyla sürüyor. Fakat bu konudaki ilk fikirler milenyumdan önce ortaya atılmaya başlandı. Örneğin 1997 yılında keşfedilen bir asteroit üzerinde 20 Trilyon $ değerinde endüstriyel amaçla kullanılabilecek metal olduğu söylendi. Asteroit yaklaşık olarak 1.6 kilometre çapında olmasına rağmen elde edilecek bu metalin oradan dünyaya getirilmesi sanıldığı kadar kolay değil. Değer olarak 20 Trilyon dolar gibi muazzam bir tutardan söz edilse de dünyaya getirilmesi durumunda bu değerin stabil kalacağının garantisi yok.

Fotograf : mining.com dan alınmıştır.

Yalnızca 30-35 metrelik bir çapa sahip olan farklı bir asteroit üzerinde 25 milyar $ değerinde platin olduğu keşfedilmişti. Ancak gerek ekonomi uzmanları gerekse bilim insanları tarafından ortaya atılan iddia aynıydı. Eğer bu kadar fazla platin dünya rezervine dahil olursa Platin değeri düşeceği için bu tutarlar söz konusu dahi olmayacaktı.

Yani teorik olarak uzaydan ya da farklı bir gezegenden elde edilerek dünya üzerinde kâr sağlanması mümkün olabilecek pek fazla element yok. Ancak bu sayede üretimi, teknolojiyi ve çeşitli yatırımları çok daha hızlı ve kolay yapabilme avantajına sahip olunabilir. Örneğin bu noktada ilk adımı ABD attı ve şu sıralar farklı teoriler üzerinde çalışmalar devam ediyor. Bazıları bir asteroitin yörüngesinin değiştirilmesi ve dünyaya yakın bir noktaya getirilebilmesi üzerinde duruyor. Bazıları ise büyük kapasiteli gemilerle elementlerin dünyaya taşınmasından söz ediyor.

Kâr marjı olarak şu sıralar çok üst düzey bir noktada değil. Çünkü bir roketin bile dünya dışına gönderilebilmesi büyük maliyetler içeriyor. Tabi ki burada SpaceX tarafından yürütülen ve tekrar kullanılabilir roket teknolojisini baz aldığımız zaman işler biraz daha kolaylaşacak gibi duruyor.

Fotograf : mining.com dan alınmıştır.

Deep Space Industries şirketinin 2020 planları arasında Prospector 1 uzay aracını fırlatmak var. Bu sayede dünyanın yakınından geçecek olan asteroitler için bir araştırma çalışmasını başlatmayı planlıyorlar. Şirketin ilk amacı ise sadece uzayda bir asteroit üzerinden su temin etmek olacak. Bunu NASA başta olmak üzere diğer uzay ajanslarına da pazarlamaya çalışacak. Zira su için hidrojen ve oksijen gerekiyor. Aynı bileşenlerin roket iticilerinde de yakıt olarak kullanılması ise bu fikri dahice bir noktaya sürüklüyor.

Tabi ki Deep Space Industries bile kâr edilebilecek bir sektör olup olmadığını iddia edemiyor. Fakat ilk adımı atan ABD ve ardından şaşırtıcı biçimde ikinci adımı atan Lüksemburg bu alanda büyük bir koza sahip olabilir. Zira bu iki ülkenin ardından Çin, Japonya ve Hindistan benzer projeler üzerinde çalışmalara başladı. Halen daha birçok bilim insanına göre bir asteroit üzerinden element elde edip dünyaya getirilmesi ve bunun işlenmesi pek mantıklı görünmüyor. Ancak gelecek bize ne getirir hep beraber yaşayıp göreceğiz.

Leave a comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir